İstemenin Üç Hali: Çekim Yasası, Manifesting ve Dua

istemenin üç hali

İstemenin Üç Hali: Çekim Yasası, Manifesting ve Dua Nasıl Birleşir?

İnsanoğlu tarih boyunca iyiye ve daha güzele, bir hayat mücadelesi içerisinde hayallerine, hedeflerine ulaşmanın, iç huzura erişmenin hep farklı yollarını arayıp durdu. Bu arayış ile birlikte insanın çaba faktörünün ve çalışmasının dışında evreni tüm ihtişamıyla kucaklayan yaratılıştan ayrı düşünülemeyeceği; Yaratan'ın rızasını almadan gerçekleşemeyeceği kanaatine varan insanoğlu için yeni bir serüven başladı: Yaratan'dan istemenin farklı yollarını bulma serüveni! İnsanın evrenle bağ kurması ve Yaratan'dan bir şeyler istemesinin manevi/geleneksel yöntemi olduğu kadar yaşadığımız çağdaki modern/seküler olarak adlandırılan yöntemleri de mevcut. Ancak arasındaki doğal bağı düşündüğümüzde aslında birbirine çok yakın yaratılıştan istemenin üç hali; çekim yasası, manifesting ve dua olduğunu görüyoruz. Bahsettiğim kavramlar için tıpkı aynı nehri besleyen farklı pınarlar gibidir dersek yerinde bir benzetme yapmış oluruz diye düşünüyorum. Kavramlar arasındaki doğal bağı güçlendirerek, anlayarak ve evrenle senkronizasyon halinde olarak hayatımızı pozitif anlamda iyileştirmek, güzelleştirmek mümkün.

Ortak Temel: Niyetin Gücü ve Odaklanma

Zihnimizdeki düşüncelerin yaydığı bir frekans vardır; biz buna "Zihinsel Frekans" diyoruz. Çekim yasası, "Benzer benzeri çeker" der ve zihni belirli bir frekansa uyumlamayı öğütler. Manifesting, bu niyetin somutlaştırılmasıdır. Dua ise kalbin en saf niyetini en yüce makama arz etmesidir. Dolayısıyla üç kavramın ortak noktasında niyetin ve odaklanmanın olduğunu görürüz. Ancak, çekim yasası ve manifesting niyete bağlı zihin ve algısal bir olguyu desteklerken dua yine niyet temelli ve zihinle algıdan çok daha öte duygu ve ruhla alakalı bir isteme halidir.

Üç isteme halinde de insan şikayet kültüründen çıkıp "odak noktasını" odaklar. Tıpkı hayatınızda neyi pratik ederseniz onda iyi olduğunuz gibi neye odaklanırsanız hayatınızda onu büyütürsünüz şeklinde. Çekim yasasındaki "imajinasyon" (gözünde canlandırma), duadaki "huzur ve huşu" haliyle zihinsel olarak büyük bir benzerlik gösterir.  

İnanç Çemberi: "Olmuş Gibi" Hissetmek ve "Kabul Olacağına" İnanmak

Çekim yasasındaki "zihinsel uyum" kadar, manifesting için de "duygusal uyum" yani "istediğin şeyin hissiyatına şimdiden bürünme (olmuş gibi hissetmek)" vardır. Dua da ise bu durum "dua edince manevi karşılığı bulacağına inanış" şeklinde tezahür eder. İkisinde de şüpheye yer yoktur; tam bir emin olma ve kalbi ferahlık hali esastır. Bunun için inanç, niyetin yakıtıdır da diyebiliriz.

En Kritik Pozitif Bağ: Eylem ve Teslimiyet (Tevekkül)

Elbetteki, sadece istemek yetmez. Manifesting, kişiyi "kişiyi ilham veren eyleme" (inspired action) geçmeye zorlar. Dua'nın felsefesinde de "Fiili Dua" (elinden geleni yapmak) ve ardından "Sözlü Dua" gelir. 

Çekim yasasının en zor aşaması "Detachment" yani sonuca bağlı olmayı bırakabilmektir. Buna "Bırakabilme Sanatı" diyoruz. Maneviyatta bunun karşılığı ise tam  olarak "Tevvekkül ve Teslimiyettir: Ben elimden geleni yaptım, niyetimi kalbime koydum ve gerisini benden daha büyük bir iradeye bıraktım." demek, zihindeki o sıkışmış kontrol arzusunu serbest bırakır. İşte bu serbest bırakış, mucizelerin kapısını açar.

Çekim yasası bize zihnimizin gücünü hatırlatır, manifesting bu gücü somut hedeflere dönüştürmemizi sağlar, dua ise bu sürece muazzam bir ruh, tevazu ve dikey boyut (maneviyat) katar.

Hayatımızı dönüştürmek için bu kavramları yarıştırmak zorunda değiliz. Kalbimizin sesini dinleyip, niyetimizi netleştirip, eyleme geçtikten sonra teslim olmayı başardığımızda; çekim yasasının da manifestingin de duanın da aynı kapıya çıktığını görebiliriz. İşin özün kısası: Üç isteme hali de içsel bütünlüğü ve hayata güven duymayı gerektirir.

Siz hayatınızda bir şeyin olmasını isterken içsel bütünlüğünüzü ne kadar koruyabiliyor ve hayata ne kadar güven duyuyorsunuz? Yorumlarda buluşalım!

Suzan Güzel




    

ODDTHEMES | Distributed by Gooyaabi Templates