Ben'den Biz'e Giden Yolda İnce Ayrım
İnsanın egosu ve sadece kendi ihtiyaçlarına odaklanması dostluk bağlarını zayıflatan en temel unsurlardır. Sadece ben merkezli olan ve hayatının odağına yalnızca kendini koyan insanın hayatında başka insanlara yer açabilmesi mümkün değildir. Kendi merkezinde olmak bilinçli yaşamak ile bireysel düşünerek kendine yetebilmek ego odaklı bencil bir hayatı sürdürmek anlamına gelmemelidir. Bu kavramlar öznel olarak birbirine benzesede nitelik olarak farklıdır. Dinlemeyi bilmeyen, sadece kendi başarılarını ve dertlerini anlatan sadece kendini düşünen bir insana kendini beğenen egoist bir insan olarak bakabilirsiniz. Ancak, değerleri olan kendi merkezinde dengeli olarak bilinçli hareket eden gerektiğinde gelecek odaklı bireysel düşünebilen ve kendi ihtiyaçlarını karşılayabilen bir insanı egoist bencil bir insan olarak tanımlamak yanlış olacaktır. Dolayısıyla "kendine yetmek" ile "başkasına yer bırakmamak" arasında fark vardır.
Gerçek dostluk, insanın kendi bencilliğinden sıyrılıp bir başkasının perspektifine bakabilme yeteneği, başka bir insana hayatınızda yer verebilme becerisidir, aslında. Bu anlamda, dostluğun bir "alışveriş" değil, bir "paylaşım" olarak empatiye ihtiyaç duyduğu çok barizdir; ancak tek taraflı bir perspektifin ya da empatinin sonucu olarak karşımıza çıkan tek taraflı fedakarlığın da sürdürülebilirliği malesef yoktur. O yüzden tek tarafın verici olduğu dostlukları bir şekilde bitirmeyi ve hayatımızdan çıkarmayı seçmek mümkün. Bu, "Rasyonel Birey" olarak yerinde alacağımız bir karar olacaktır. Çünkü, her şeyde olduğu gibi dostlukta da sağlıklı sınırlar çizebilmek hayatın olmazsa olmaz şartıdır. Bazen ayakta kalamayabiliriz ama bizi hayatta bırakacak hayatta kalmamızı sağlayacak seçimler yapmalıyızdır; bu bir dostluğu bitirmek bile olsa... Bizim arzu ettiğimiz model kendi merkezinde durabilen ve ama kapısını gerçek dostluklara her zaman açık tutabilen "birey modeli"dir. Unutmamalıyız ki hiçbir şey %100 doğru veya %100 yanlış değildir; mühim olan doğruyla yanlış arasındaki o ince nüansı bulup sınırı çizebilmek ve o sınırı koruyabilmektir.
Ancak böyle bir "Birey Modeli" sayesinde karşılıklı gelişim odaklı dostluklar kurabilmek mümkün olacaktır; birbirini aşağı çeken değil yukarı taşıyan bağlarla güçlenmiş dostluklar! Dolayısıyla empati kurmak, aslında kendi dünyamızı genişlettiğimiz rasyonel bir adımdır. Karşılıklı empati dostluğu güçlendirirken aksinin ise bencilliği tetiklediği ve dostluğa zarar verdiği bir gerçektir. Yine burada da "o nüansı" bulmak adına denge faktörü devreye girmektedir. Bencilliğin yalnızlaştıran soğukluğu ile dostluğun güveni arasındaki seçimi yapmak ve rasyonel birey modelini yakalamak bizim elimizdedir. Belki de en büyük kişisel gelişim başkalarının hayatında karşılıksız iz bırakabilmektir.
"Sizce dostlukta 'hayır' demek bencillik midir, yoksa o dostluğu koruyan bir kalkan mı?" yazın, yorumlarda buluşalım!
Suzan Güzel

