Modern Dünyada Uykunun Önemi





insomnia

Modern Dünyada Uykunun Önemi


Uykusuzluk modern dünyamızda giderek artan bir sorun haline gelmiştir. Tıpta insomnia adı verilen uykusuzluğun üstesinden gelmek için uykunun bir insan sağlığı için ne kadar mühim olduğunun bilincine ve ciddiyetine varmak gerekir. Uykusuzluğun tanımı, kişinin yeterli uyuma fırsatı veya zamanı olmasına rağmen uykuya dalamaması, uykuyu sürdürememesi ve dinlendirici uykuyu uyuyaması halidir. Uyku kaliteli bir hayatı yaşamanın temel taşıdır. Sağlıklı kaliteli bir günü yaşayabilmenin temelinde gece alınmış iyi bir uyku vardır, çünkü gece uykunuzu iyi alamadığınız takdirde gün içerisinde yorgunluk, enerji düşüklüğü ve odaklanma sorunu gibi günlük yaşam kalitenizi olumsuz etkileyen sonuçlarla karşılaşırsınız. 


Aynı zamanda, uykusuzluğun beynin korku merkezi amygdala üzerindeki etkisini de düşündüğünüzde neden uykusuzken daha sinirli olduğunuzu anlayabilirsiniz. Beyin gece boyunca noröl atıkları temizleyerek yeni güne sizi hazırlar. Dolayısıyla, daha çok çalışmak için uykudan feragat etmenin uykunuzdan çalmanın aslında bilişsel yeteneklerinizi (odaklanma, yaratıcılık, hafıza vb gibi) nasıl baltaladığının bilincine farkına varmalı ve bir uyku disiplini rutinini hayatınızda edinmelisiniz. 


Gece uyku ve sabah uyanma rutininizi destekleyecek ritüelleriniz olduğu takdirde uyku sürecini ve sabah güne hazırlık sürecini en iyi şekilde yaşadığınız hayata geçirdiğiniz sürece yaşam kalitenizi arttırabilirsiniz. Akşam saatlerinde melatonin yükselmesi ile uyku süreci başlar ve sabah ise kortizolün salgılanması ile uyanırız. Sabah uyandığınızdan sonraki 30 dakikalık süreci günü güzel karşılamaya ayırırsanız güneşle senkronize olursanız gece salgılanacak olan melatonin dengesini daha güne başlarken vücudunuz ayarlayabilir. Gün boyunca ve gece bilgisayar başında olduğumuz sürece maruz kaldığımız mavi ışığın "hala öğlen vakti" olduğu şeklinde bilincimizi günün bitmediğine dair ikna ettiği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Dolayısıyla, bu bilinçle yapılan ritüellerinizin de uyku sürecinize olumlu etkileri kesinlikle olacaktır.
Yaşadığınız her günü başlayan ve biten bir yaşam süreci döngüsü olarak görürseniz, kendinizi tekrarlamak yerine bunu yaşanması gereken zaman yolculuğu olarak algılayabilir ve gününüzü baltalamadan sağlıklı ve verimli bir şekilde yaşayabilirsiniz. Uyku ritüelinizde uykuya geçmeden 30 dakika önce; oda sıcaklığını 18 derece hafif serin bir ortam olacak şekilde ayarlamak, loş ışıkta kitap okumak, teknolojiden arınmak, dua etmek gibi basit ama sizi uykuya hazırlayacak olan gün içerisindeki küçük değişimler ve düzenlemeler yapmak hayatlarınızda büyük farklar yaratacaktır. 
Elbetteki, uyku disiplininiz kadar beslenme şeklinizinde uyku durumunuz üzerinde etkileri söz konusudur. Gün içerisinde tükettiğiniz kafeinin vücutta dolaşım süresinin 6-8 saat olduğunu düşünürsek öğleden sonra içilen kahvenin gece hala kanımızda dolaştığı ve kahvenin uykuyu olumsuz etkilediği bir gerçektir. Diğer taraftan, "doğanın gevşetici minerali" olan Magnezyum içeren besinlerin (kabak çekirdeği, badem, ıspanak) uyku üzerinde olumlu etkileri mevcuttur. Ancak, akşam yatmadan önce yenen ağır yemekler ise vücudu sindirim için uyanık tuttuğundan uykusuzluğu da tetiklemektedir. Dolayısıyla, beslenmenin de uyku üzerinde hem olumlu hem de olumsuz etkilerinin olabileceğini göz ardı etmemek gerekir.


Çoğu insan gün sonunda fiziksel yorgunluğa erişse de "zihin kalabalıklığı" yüzünden uyuyamaz. Bu zihin kalabalığını aşmanızı sağlayacak pratik bir bilgi önermek gerekirse; ertesi günün yapılacaklar listesini veya endişeleri bir kağıda yazmanın, beynin bu görevleri "şimdilik tamamlandı" olarak işaretlediğini biliyor muydunuz? Yazarak beynin bu şekilde "Brain Dump" etmesine kendini boşaltmasına yardımcı olabilirsiniz. 


Uyku konusunda doğru bildiklerimiz kadar yanlış bildiklerimiz de mevcuttur. Mesela, hafta içi kaybedilen uykunun hafta sonu öğlene kadar uyuyarak geri kazanılamayacağını bilmeniz lazım. Bu şekilde öğlene kadar yatılarak yapılan telafi uykusu denilen uyku aslında bir "sosyal jet-lag"dır. Bir de halk dilinde şekerleme (siesta) olarak bilinen öğle uykusu 20 dakikayı geçmemesi gerekir, aksi takdirde "uyku sersemliğine" sebep olacaktır.


İşin özü uyku bilincine varmak için uykuyu bir öz şefkat eylemi olarak görmenizdir. Bir gecelik iyi uykunun değil, bir yaşam tarzı olarak uykuyu önemsemenin kendinize yapacağınız bir iyilik olarak görmenizin getireceği size uzun vadeli sağlık ve mutluluk olacaktır. Kendine yeten, dengeli ve başarılı bir birey olmanın ilk adımı yastığa başını huzurla koymaktır.


Suzan Güzel


ODDTHEMES | Distributed by Gooyaabi Templates