Olmak ya da Olmamak: Mesleklerin Ötesinde "İnsan" Kalabilmek

olmak-ya-da-olmamak


Olmak ya da Olmamak: Mesleklerin Ötesinde "İnsan" Kalabilmek

​Çocukluğumuzun en klişe, en kaçınılmaz sorusudur: "Büyüyünce ne olmak istersin?" Bu soruya verilen cevaplar genellikle doktor, mühendis, pilot gibi somut mesleki etiketlerle sınırlıdır. Ancak ne yazık ki, kimse bize o can alıcı soruyu sormaz: "Nasıl bir insan olmak istersin?" Toplum olarak mesleki rollere o kadar odaklanmış durumdayız ki; karakterin, erdemin ve "insanca yaşama" sanatının meselenin asıl kalbi olduğunu gözden kaçırıyoruz.

​1. Etiketlerin Gölgesinde Karakter: Önce İnsan, Sonra Meslek

​Dünya, insanların sadece unvanlarıyla anıldığı bir yer haline geldikçe, bireyin gerçek karakteri bu rollerin altında baskılanıyor. Bir insanın toplumsal saygınlığı, ruhunun derinliğinden ziyade kartvizitindeki unvana endeksli hale getirilmiş durumda. Oysa mesele "olmak ya da olmamak" ise, bu sadece bir kariyer basamağı değil, bir erdem yolculuğudur.

​Çocukluk çağında "nasıl bir insan" olması gerektiği bilinciyle büyüyen bir bireyi hayal edin. Dürüstlüğün, anlayışın ve erdemin başarıdan daha kutsal sayıldığı bir dünyada, toplumlar çok daha bilinçli ve saygın olmaz mıydı? Üniversite hayatı bireye bir nebze "kendini bulma" fırsatı sunsa da, asıl olan kişinin kendi benlik yolculuğunu hiçbir sisteme endekslemeden, tüm olumsuzluklara rağmen tamamlayabilmesidir.

​2. Hayatın Pozisyonu: Fırsatlar, Zorluklar ve Bilinçli Yaşam

​Hayat hiçbirimize aynı fırsatları altın tepside sunmaz, herkesi aynı fırtınalarla sınamaz. Tam da bu noktada, hayata karşı aldığınız "pozisyon" devreye girer. Bilinçli yaşamak, hayatın size sunduklarını pasif bir şekilde kabul etmek değil; içinde bulunduğunuz "an"a sahip çıkmaktır.

​Hayatın başı ve sonu belirsiz bir süreçtir. Ancak sahip olduğunuz yegane gerçek, şu an elinizde tuttuğunuz zamandır. Eğer durum kötüyse iyileştirmek için mücadele etmek, iyiyse daha da güzelleştirmek için çaba sarf etmek bir seçimdir. Zaman bir süreç ise; her "an" aslında hem bir şans kapısı hem de bir risk alanıdır. Bu alanı nasıl yöneteceğiniz, hangi karakterle o kapıdan geçeceğiniz sizi siz yapan şeydir.

​3. Olgunluk Olarak "Olmak": Kariyer Değil, Karakter

​Benim nezdimde "olmak", bir sosyal rol edinmek veya o role ulaşmak değildir. "Olmak", bir olgunluk mertebesine erişmektir. Bir insanın mesleğinde zirveye çıkması, onun "olduğu" anlamına gelmez. Gerçek olgunluk; maddi ve manevi değerleri harmanlayabilmiş, karakterini unvanının önüne koyabilmiş bir birey olmaktır.

​Çocuklarımıza "ne olmak istediklerini" sormayı bırakıp, onlara "nasıl bir insan olmayı" hayal ettiklerini aşılamalıyız. Dürüst bir marangoz olmanın, adaletsiz bir yöneticiden daha "olmuş" bir insan olduğunu onlara hissettirmeliyiz. Bu yaklaşım, çocuğun sadece bir meslek sahibi olmasını değil, toplumda maddi ve manevi her alanda başarılı, sağlam bir birey olarak yetişmesini sağlayacaktır.

​4. Daha Yaşanılabilir Bir Dünya İçin Yeni Bir Perspektif

​İnsanların birbirine mesleki rollerinin ötesinde, erdemleri ve insani değerleri üzerinden baktığı bir dünya hayal değil, bir zorunluluktur. Karakterin baskılanmadığı, bireyin kendi benliğini özgürce tanıdığı bir eğitim ve aile yapısı, geleceğin en büyük teminatıdır.

​Sonuç: Sizin "Nasıl"ınız Nedir?

​Bugün kendimize şu soruyu tekrar soralım: Ben unvanlarımdan sıyrıldığımda geriye kalan "nasıl" bir insanım? Erdemli, anlayışlı ve saygın bir toplumun inşası, her birimizin kendi benlik yolculuğuna sahip çıkmasıyla başlayacak. Çünkü dünya, başarılı meslek sahiplerinden ziyade, "iyi insanlara" her zamankinden daha çok ihtiyaç duyuyor.

Suzan Güzel

ODDTHEMES | Distributed by Gooyaabi Templates